Mesajları Göster
Sayfa: [1] 2 3 ... 6
1  EÄŸlence / Muhabbet / Namık Kemal İlköğretim Okulunda en sevilen kiÅŸi kim? Neden? : 06 Nisan 2009, 15:04:58
ben ordan deÄŸilim:))
2  Kültür - Sanat - Edebiyat / Kitap Tanıtımı / Nietzsche AÄŸladığında : 06 Nisan 2009, 14:51:58
kitapta gerçekten çok güzel parçalar var insan mest oluyor okuyunca... tabi felsefe sevenler daha çok hoşlanacak bunlardan... örneğin şöyle bir yer var aynen alıyorum:

 "Ümit mi? Ümit en son kötülüktür!
 ..Pandora'nın kutusu açılıp, Zeus'un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit. O zamandan beri, insanlar yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi ÅŸans olarak yorumladı. Fakat Zeus'un arzusunun, insanların, kendilerini iÅŸkenceye teslim etmeleri olduÄŸunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü iÅŸkenceyi uzatır." 

"Ölümün son iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır.. "

"Belki 'ben' ve bedenim, zihnimin arkasından bir dolap çeviriyordur. Bildiğiniz gibi zihin, tuzaklarla dolu arka sokaklarda gezinmeye bayılır."

"İnsanlar vedalaşırken, genellikle olayın sürekliliğini inkar eden sözler dile getirmeyi severler: Birbirlerinden ayrılırken 'Auf Wiedersehen' yani tekrar görüşene kadar, derler. Yeni bir araya gelme planları yapmakta çok aceleci davranırlar, ama bunu unutmakta daha da acelecidirler."
3  Kültür - Sanat - Edebiyat / Kitap Tanıtımı / Nietzsche AÄŸladığında : 06 Nisan 2009, 14:47:49
Nietzsche AÄŸladığında  ( IRVIN D. YALOM )


Sahne
Psikanalizin doğumu arifesindeki 19.yüzyıl Viyana'sı. Entelektüel ortamlar. Hava soğuk.
Aktörler
Nietzche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrıyı öldürmüş. 'Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır,' diyor. Daha sonra 'kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?' diyecek. Ümitsiz.
Breuer: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın. Hayatı boyunca 'ama' pozisyonunda yaşamış biri.
Freud(SİGMUND): Breuer'in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul.
Salomé: Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor.
Bazen aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor. Kırbacı var.
Konu
Ümitsizlik.
Birgün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salomé Nietzsche'den habersiz Breuer'e gelir. 'Avrupa'nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin,' der. Breuer Salomé'yi tekrar görebilmek umuduyla 'peki' der.
Ve varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade... ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar...
Kendisiyle ve hayatla yüz yüze gelmekten çekinmeyenlere...
4  Kültür - Sanat - Edebiyat / Kitap Tanıtımı / OLASILIKSIZ : 06 Nisan 2009, 14:43:20
ARKADAŞLAR OKUDUM KİTABI.. GERÇEKTEN İLGİNÇ TESPİTLER VAR.. BEN BEĞENDİM, BAŞTA İŞLER BİRAZ KARIŞIK GELEBİLİR AMA SIKILMAYIN DEVAM EDİN OKUMAYA.. PİŞMAN OLMAZSINIZ....
5  Kültür - Sanat - Edebiyat / Kitap Tanıtımı / OLASILIKSIZ : 06 Nisan 2009, 14:41:27
Olasılıksız

      Adam Fawer; Çeviren: Åžirin Okyayuz Yener
April Yayıncılık;
Ankara, 2008, 17. baskı, 13,5 x 21 cm, 475 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9756006056




Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?

Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?

Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman..
6  Kültür - Sanat - Edebiyat / Kitap Tanıtımı / 100 TEMEL ESERİN TAM LİSTESİ : 06 Nisan 2009, 14:39:45
teberikler o zaman Gülümseme))
7  Online Film - Dizi - Sinema - Tiyatro - TV - Klip izle / Çizgi/Animasyon / Buz Devri 3 (Ice Age 3) Fragman : 06 Nisan 2009, 14:37:14
eline sağlık teşekkürler çok güzel görünüyor şimdiden:))
8  Ã–dev ArÅŸivi & Bilgi Bankası / Türk Dili ve Edebiyatı / 10.sınıf türk edebiyatı 2. dönem 1. sınav soruları : 01 Nisan 2009, 22:21:20
sınav soruları ektedir.
9  Kültür - Sanat - Edebiyat / Biyografiler / OÄžUZ ATAY : 28 Mart 2009, 17:51:19
12 Ekim 1934�te Kastamonu İnebolu�da doğdu. 13 Aralık 1977�de İstanbul�da yaşamını yitirdi. Romancı,öykü ve oyun yazarı. Ortaöğrenimini 1951'de Ankara Maarif Koleji�nde tamamladı. 1957'de İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi�ni bitirdi. 1960'ta İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi İnşaat Bölümü�nde (Bugün Yıldız Üniversitesi) öğretim görevlisi oldu. 1975�te doçentliğe yükseldi.

Topografya adlı bir de mesleki kitap yazdı. Öykü ve yazıları 1971�den sonra Yeni Dergi ve Soyut�ta yayınlandı. Beyninde çıkan bir tümör nedeniyle, bir süre Londra�da tedavi gördü ama sağlığına kavuşamadı. İlk romanı "Tutunamayanlar"da küçük burjuva dünyasına ironiyle yaklaştı. Kitapta olaylar, küçük burjuva dünyasının değerlerinden ölümüne nefret eden bir gencin, kendisini öldürmesiyle noktalanır. Bu eserinde yenilikçi ve çağdaş Batı romanının bazı tekniklerinden ustaca yararlandı. İç konuşma, bilinç akışı, düşler ve değişik söylemlerden oluşan metinler düzleminde karmaşık bir gerçeklik kurdu. Romanın içinde dağılmış ayrıntı, gözlem ve çağrışımlar, bütüne egemen olan bilinçli bir kurgunun öğeleridir. Öykü kitabı "Korkuyu Beklerken"de de psikolojik çözümlemelere ağırlık verdi.
ESERLERİ

ROMAN:
Tutunamayanlar (1971-1972�de iki cilt, yeni basımı tek cilt 1984)
Tehlikeli Oyunlar (1973)
Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
Eylembilim (1998, tamamlanmamış roman)

ÖYKÜ:
Korkuyu Beklerken (1975)

OYUN:
Oyunlarla YaÅŸayanlar (1985)

ÖDÜLLERİ

1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü, Tutunamayanlar ile
10  Kültür - Sanat - Edebiyat / Biyografiler / AMİN MAALOUF : 28 Mart 2009, 17:48:10
1949 yılında Lübnan’da doğdu. Hıristiyan bir ailenin çocuğu. Ekonomi ve toplumbilim eğitimi gördü. Ardından gazeteciliğe başladı. 1976 yılından beri Paris’te yaşıyor. Çeşitli yayın organlarında köşe yazarlığı ve yöneticilik yaptı. Bugün sadece kitaplarını yazıyor. Yapıtlarında çok iyi tanıdığı Asya ve Akdeniz çevresi kültürlerinin söylencelerini başarıyla işliyor. 1983'te yayınlanan "Arapların Gözüyle Haçlılar" kitabıyla adını duyurdu. 1986'da yayınlanan "Afrikalı Leo" ile Fransız-Arap Dostluk Ödülü'nü kazandı. 1993'te basılan "Tanios Kayası" ise ona Goncourt Ödülü'nü kazandırdı. Kitapları hemen tüm dünyada birçok dile çevrildi milyonlarca sattı.


 
ESERLERİ

DENEME:
Arapların Gözüyle Haçlılar (1983)
Ölümcül kimlikler (1998)

ROMAN:
Afrikalı Leo (1986)
Semerkant (1988)
Işık Bahçeleri (1991)
Beatrice’den Sonra Birinci Yüzyıl (1992)
Tanios Kayası (1993)
Doğunun Limanları (1996)
Yüzüncü Ad (Baldassare’nin Yolculuğu) (2000)
Uzaktan AÅŸk (2002)
11  Kültür - Sanat - Edebiyat / Biyografiler / TURGUT UYAR : 28 Mart 2009, 17:47:21
Turgut Uyar (1927-1985)

4 Ağustos 1927�de Ankara�da doğdu. 22 Ağustos 1985�te İstanbul�da yaşamını yitirdi. Babası subaydı. İlk öğrenimini çeşitli kentlerde tamamladı. 1946'da Bursa Işıklar Lisesi�ni, 1947'de Askeri Memurlar Okulu�nu bitirdi. Bir süre orduda subay olarak görev yaptı. 1958�de ordudan ayrıldı. Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları Ankara Bürosu ile Sanayi Bakanlığı'nda çalıştı. 1968'de emekliye ayrıldı. İstanbul'a yerleşti. Yaşamını serbest yazar olarak sürdürdü. 1969'da öykü yazarı Tomris Uyar ile evlendi. İlk şiiri "Yad" Haziran 1947�de Yedigün dergisinde çıktı. Çeşitli dergilerde yer alan şiirleriyle adını duyurdu. Ölçülü, uyaklı ilk dönem şiirlerinde daha çok kişisel yaşantısı üzerinde durdu. Aşk, ayrılık, ölüm temalarını işlediği bu dönem şiirlerinde Garip akımının izleri görülür. Daha sonra yoğun imgelerin ve simgeci bir söyleyişin etkili olduğu şiirleriyle İkinci Yeni'nin başlıca şairlerinden biri oldu. Sanatını halk şiirinin deyişleri ve divan şiirinin biçimlerinden yararlanarak geliştirdi. Büyük kent yaşamını bütün karmaşıklığı, parçalılığı ve sarsıntılarıyla içeren bir şiir oluşturdu. Lirik şiirin geleneksel sınırlarını zorladı. Şiirle düzyazı arasındaki ayrımı ortadan kaldırdı. Son dönem şiirlerinde başlangıçtaki zengin doku giderek yalınşlaştı, daha karamsar olmaya başladığı görüldü. Türk şiiri üzerine yazıları ve edebiyat eleştirileriyle de ilgi topladı. Şiirleri İngilizce, Fransızca ve Sırpça'ya çevrildi.
ESERLERİ

ŞİİR:
Arz-ı Hal (1949)
Türkiyem (1952-1963)
Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959)
Tütünler Islak (1962)
Her Pazartesi (1968)
Divan (1970)
Toplandılar (1974)
Toplu Şiirler (1981, ilk dört kitaptaki şiirleri)
Kayayı Delen İncir (1982)
Dün Yok mu (1984)
Büyük Saat (Son yazdıklarıyla birlikte bütün şiirleri 1984)

İNCELEME:
Bir Åžiirden (1984)

ÖDÜLLERİ

1963 Yeditepe Şiir Armağanı Tütünler Islak ile
1975 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü Lucretius'tan Evrenin Yapısı çevirisi ile (Tomris Uyar'la birlikte)
1981 Behçet Necatigil Şiir Ödülü Kayayı Delen İncir ile
1984 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Büyük Saat ile
12  Kültür - Sanat - Edebiyat / Biyografiler / AHMET TELLİ : 28 Mart 2009, 17:46:31
1946’da Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde doğdu. Hasanoğlan ve Pazarören öğretmen okullarında eğitim gördü. Bir dönem köy öğretmenliği yaptı. Ardından Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Anadolu’da çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. 12 Eylül’den sonra uzunca bir süre tutuklu kaldı. 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün şairlerden. İsmet Özel'den sözcük seçimi ve ses tonu bakımından etkilendi. Romantik ve başkaldırıcı şiiriyle bir yandan da Attilâ İlhan'a yakın durduğu söylenebilir.


 
ESERLERİ

Şiir kitapları

Yangın Yılları (1979)
Hüznün İsyan Olur (1979)
Dövüşen Anlatsın (1980)
Saklı Kalan (1981)
Su Çürüdü (1982)
Belki Yine Gelirim (1984)
Çocuksun Sen (1994)
Kalbim Unut Bu Åžiiri (1994)
Barbar ile Åžehla (2003)

DiÄŸer eserleri
Ben Hiçbir Şey Söylemedim (2001)
Sulara mı Yazıldı (2001)
Buradayım Sözümde (2005)

ÖDÜLLERİ

1980 Toprak Şiir Ödülü Hüznün İsyan Olur kitabı ile (Metin Altıok’la paylaştı)
1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü Saklı Kalan ile
13  Kültür - Sanat - Edebiyat / Biyografiler / Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1937) : 28 Mart 2009, 17:45:39
Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1937)

Abdülhak Hamit Tarhan2 Ocak 1852’de İstanbul’da doğdu. Hekimbaşı Abdülhak Molla'nın torunu, tanınmış tarihçi ve Tahran Büyükelçisi Hayrullah Bey'in oğlu. Kısa süre Rumelihisar Rüşdiyesi’ne devam etti. Yanyalı Tahsin Hoca ile Edremitli Bahaeddin Efendi'den özel dersler aldı. 1862’de 10 yaşındayken ağabeyi ile birlikte Paris’e babasının yanına gitti. Bir süre Paris'te eğitim gördükten sonra 1864'te İstanbul'a döndü. Yaşının küçüklüğüne rağmen Bab-ı Ali’de tercüme odasına katip olarak girdi. Bir yıl sonra Tahran Büyükelçiliği’ne atanan babasıyla birlikte İran’a gitti. Farsça öğrendi. Babasının 1867’de ölümü üzerine İstanbul’a döndü. Maliye Mühimme Kalemi’ne girdi. Şûra-yı Devlet ve Sadaret kalemleri'nde çalıştı. 1871'de Fatma Hanım'la evlendi.1876'da Paris Büyükelçiliği İkinci Katipliği'ne atandı. 1878'de görevden alındı, iki yıl açıkta kaldı. 1881'de Gürcistan'da Poti, 1882'de Yunanistan'da Golos konsolosluklarına, 1883'te Bombay Başkonsolosluğu'na atandı. Bombay'dan gemiyle İstanbul'a dönerken uğradıkları Beyrut'ta eşi Fatma Hanım'ı kaybetti. Bu ölümün sarsıntısıyla ünlü şiiri "Makber"i yazdı. 1886'da Londra Büyükelçiliği Başkatipliği görevine getirildi. londra'da Bayan Nelly ile evlendi. 1895'te Lahey'e elçi olarak gönderildi. Bir yıl sonra Brüksel elçiliğine getirildi. Nelly'nin 1911'de ölmesinden sonra İstanbul'da Cemile Hanım ile evlendi. Bu evlilik 20 gün sürdü. 1912'da Belçika asıllı Lüsyen Hanım'la evlendi. Aynı yıl görevden alınınca İstanbul'a döndü. Meclis-i Âyan üyeliğine getirildi. İstanbul'un 1920'de işgal edilmmesi üzerine Viyana'ya gitti. Sıkıntı içinde yaşadı. Ankara Hükümeti yurda dönmesini sağladı. Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra kendisine maaş bağlandı. İstanbul Maçka Palas'ta bir daire verildi. 1928’de İstanbul Milletvekili seçildi ve ölünceye kadar milletvekili olarak kaldı. 12 Nisan 1937’de İstanbul’da öldü. Mezarı Zincirlikuyu’da. Şiire 1870'lerde başladı. Ebüzziya Tevfik, Recaizade Mahmut Ekrem, Samipaşazade Sezai, Namık Kemal gibi Tanzimat döneminin yeni edebiyatçıları arasında yer aldı. Yurtdışı görevleri nedeniyle Batı edebiyatçılarını yakından tanıdı, onların etkisinde kaldı. Divan edebiyatı nazım birimlerinin dışına çıkmayı denedi. Dize ve uyak düzeninde değişiklikler yaptı. Divan şiiri konularının dışına çıkmayı denedi. Şiirlerine günlük yaşamı, doğa ve insan ilişkilerini konu aldı. Lirik, epik ve felsefi şiirler yazdı. Manzum tiyatro oyunları da kaleme aldı. Ancak bunlar sahnelenmekten çok okunması amacıyla yazılmış oyunlardı. Yaşadığı dönemde Türk edebiyatının en büyük şairi sayıldı ve "Şair-i Âzam" ya da "Dahi-i Âzam" unvanı verildi.
ESERLERİ

ŞİİR:
Sahra (1879)
Ölü (1886)
Hacle (1886)
Bir Sefilenin Hasbihali (1886)
Bâlâ’dan Bir Ses (1911)
Validem (1913)
İlham-ı Vatan (1918)
Tayflar Geçidi (1919)
Ruhlar (1922)
Garâm (1923)

OYUN:
İçli Kız (1874)
Sabr ü Sebat (1875)
Duhter-i Hindu (1875)
Nazife yahut Feda-yı Hamiyet (1876, 1919)
Tarık yahut Endülüs Fethi (1879, 1970)
EÅŸber (1880, 1945)
Zeynep (1908)
Macera-yı Aşk (1910)
İlhan (1913)
Tarhan (1916)
Finten (1918, 1964)
İbn Musa (1919, 1928)
Yadigar-ı Harb (1919)
Hakan (1935)
14  Kültür - Sanat - Edebiyat / Müzik Hakkında Bilgi Anket ve Muhabbetler / sizce hangisi : 28 Mart 2009, 17:35:03
ben kajmer diyorum:)
15  Ã–dev ArÅŸivi & Bilgi Bankası / Türk Dili ve Edebiyatı / YAZIM KURALLARI : 28 Mart 2009, 17:29:06
TÜRKÇE YAZIM KURALLARI EKTEDİR... NOTLAR BOL ÖRNEKLİ İŞİNİZİ GÖRÜR..
Sayfa: [1] 2 3 ... 6

Ödev