Mesajları Göster
|
|
Sayfa: [1] 2 3 ... 9
|
|
1
|
Kültür - Sanat - Edebiyat / Beyin Fırtınası / DÜNYADA TÜRKLERE SORULAN EN İLGİNÇ SORULAR....! !
|
: 12 Kasım 2008, 08:10:50
|
DÜNYADA TÜRKLERE SORULAN EN İLGİNÇ SORULAR....! ! - sizin ülkede kızlar okuyabiliyor mu? - yok ben türkiyede okuyabilen ilk türk kızıyım! - siz türkiyede :-):-):-):-) sexs yapiyor musunuz? - hayir, biz bölünerek cogalıyoruz - sizde umumi tuvalet yok mu? - dolu var, niye ki? - o zaman niye hep duvarlara işiyorsunuz. - yok canım bunu da nereden çıkardın. - e iyi de bütün duvarlara buraya işeme yazmışsınız - evlerinizde elektrik var mı? - hayır, televizyonu mum ışığında izliyoruz maalesef. - sizde niye beyzbol yok? - sizd e de uc top bilardo yok naber? - siz orda deveye mi biniyorsunuz? - evet türkiye de herkes deveye biner. deve taksileri falan vardır. deve kullanma ehliyeti almak için de 18 yaşında olmak gerekir. ben 18 yaşına girince babam bana deve alacak. alman: - türkiye'de itfaiyeci var mı? türk: - hayır dev battaniyeler var onlardan örtüyoruz biz yanan binalara ve ormanlara.. paris'te bir isveçli ile geçen diyalog - nerelisin? - türküm - hayır diilsin - neden diilmişim? - çünkü türkler sarışın, uzun boylu ve mavi gözlü olurlar - nerden kapıldın bu fikre? - hasan diye bir türkle tanıştım, o sarışın, mavi gözlü ve uzun boyluydu - bravo ya... - fırına attım olmadı, kaynattım yine olmadı. annene sorar mısın, sizin orda (türkiye'de) karpuzu nasıl pişiriyorlar? - anneme sormama gerek yok bayan, bütün türkler bilir bunu - tavada kızartacaksın! - nerdensin? - turkiye - aa... bende biliyorum orayi, afrikada nijeryanin altinda degil mi? - yok ustunde gecen hafta tasindik.. - sizin ülkede maşallah diye bi kamyon şirketi mi var? - yoo neden - her gelen türk arabasında maşallah yazıyordu - sizde kitap var mi? - ne gibi? - yani okulda diyorum, kitaplariniz var mi? nereden ogreniyorsunuz bilgileri? - valla kitap yok, hocalar ezberlerinden anlatiyorlar. zaten hocaya bi sey olursa biz de okulu birakiyoruz Biz TÜRKLER süperiz  )))
|
|
|
|
|
2
|
Yaşam & Sağlık / Sağlık & Sağlıklı Yaşam / AYAK DEYİP GEÇME
|
: 29 Ağustos 2008, 09:32:15
|
|
Refleksoloji, ayaklara yapılan masajlarla, bedenin kendi kendisini iyileşme gücünün harekete geçirilmesidir. Ayak, bir sanat eseri
Ayakları kimse takdir etmese de, istatistikler ediyor. Beşikten mezara kadar, yaklaşık 150 milyon adım atıyoruz. Yaşam boyunca, ortalama 100.000 kilometre yürüyoruz, bu da yaklaşık olarak dünya etrafında 2,5 tur anlamına geliyor. Günde yaklaşık 3 kilometre yol yürüyen ortalama bir insan için oldukça etkileyici bir performans... Ancak, garsonlar, postacılar, gezginler ya da uzun mesafe, yürüyüş yapanların aldığı günlük mesafe rahatlıkla bunun iki veya üç katına çıkabiliyor.
Kadavralar üzerinde araştırmalar yaptığı için konu hakkında bilgisi olan doğa araştırmacısı Leonardo da Vinci, "Ayak, 26 kemik, 114 bağ ve 20 kastan oluşan bir sanat eseridir" demişti. Anatomik olarak bakıldığında bu sanat eserinin temel yapısını, 7 bilek kemiği, 5 tarak kemiği ve 14 parmak kemiği oluşturuyor. Bu kemikler iç içe geçmiş iki kemer şeklinde: biri ayağın uzunluğu yönünde, ikincisi de ayağın ön bölümünde enine doğru... Çok sayıda bağ ve kas kirişi, tüm bu parçaların birbirine bağlanmasını ve birlikte çalışmasını sağlıyor. Bir eldiven gibi hareketli ve esnek, ama aynı zamanda sağlam ve dengeli olmak gibi birbirine tamamen zıt iki temel işlevi ancak bu şekilde gerçekleştirebiliyor. Ayrıca, dengede durma eylemi için birçok canlı dört desteğe ihtiyaç duyarken, insan iki ayaküstünde durabiliyor.
|
|
|
|
|
3
|
Dinamik Bölüm / Güncel Haberler / MUĞLADA ORMAN YANGINININ DUYGUSAL YÖNÜ
|
: 24 Ağustos 2008, 19:36:03
|
|
Bildiğiniz gibi Muğla ilimizin Yılanlı mevkiinde 23 Agustos 2008 Cumartesi günü saat 14:00 civarında bir orman yangını başladı ve çok sarp ve derin vadili arazide ormancılarımız çok özverili bir mücadele vererek havadan ve karadan çalışmalarla 24 Ağustos 2008 Pazar günü saat 18:00 civarında kontrol altına aldılar ve yangını söndürdüler.
Benim burada sizlere anlatmak istediğim ve basında hiç geçmeyen başka bir yön.Yanan iki arazöz...Arazözler Muğla Orman bölge müdürlüğüne ait ve her arazözde 5 personel bulunuyor.Bu insanlar canlarını hiçe sayarak yangına vadi tabanından dalıp söndürme faaliyetine katılıyolar ama değişken rüzgar alevleri arazözlerimize çevirince çok değerli ve bir satranç oyuncusu gibi olayı havadan yöneten Muğla Orman Bölge Müdürü Sayın İbrahim Aydın arazözleri terketmelerini ve canlarını kurtarmaları talimatını zamanında veriyor ve mürettebat emre rağmen arazözlerini terketmek istemiyor...Emrinde ısrar eden Sayın Bölge Müdürümüz alev sarmadan personelin kaçışına zaman tanıyabilmiş ve 10 canı kurtarmıştır.Arazözcülerimiz ayrıldıktan kısa bir süre sonra biri tamamen biri kısmen yanan arazözlerde hiç can kaybı olmamıştır.Arazöz personeli aileleri ve çocukları ile buluştuklarında arazözümüz yandı feryatlarıyla devletinin bir aracı yandığı için ailece ağlaşmışlardır...İşte bu milletin duyguları çalışkanlığı ve devlet malına sahip çıkmasının en güzel örneğine bir örnek daha...
Tüm ormancıları kutlarız ve yöre halkına bu fedakarlar sayesinde yangının Köyceyiz'e kadar inmesi ve ülke tarihinin en büyük yangını olabilecek bir felaketin önlendiğini müjdelerim.Yılanlı ormanları ülkemizin en mükemmel orman sahalarından biri olup kesiksiz bir orman alanıdır.
Arazöz yandı diye ağlaşan orman işçilerine ve ailelerine sözüm şudur: CANINIZ SAĞ OLSUN, BU DEVLET YERİNE YENİSİNİ KOYAR ÜZÜLMEYİN...
|
|
|
|
|
4
|
Yaşam & Sağlık / Halk Sağlığı / SÖZLE TEDAVİ
|
: 22 Ağustos 2008, 10:48:54
|
|
'Ama anne onun sizden baska kimsesi yoktu...'
Vietnam savasin en yogun oldugu gunlerde genc asker ailesini arar. Telefonda oglunun sesini duyan anne cok sevinir. Genc delikanli annesine, artik savasta ki gorevini tamamladigini ve en kisa surede eve donecegini soyleyince anne ve babasi cok sevinir.
Telefonu kapatmadan once genc, annesine 'Ama anne benim bir arkadasim var. O'da benimle gelecek' deyince annesi, 'Tabi ki gelsin oglum! Senin arkadaslarinda benim evladim sayilir' der.
Cocuk tekrar, 'Ama anne o arkadasim bundan sonra hep bizimle kalacak' deyince annesi bir an duraklar ve, 'Canim oglum, biz seni cok ozledik. Hele bir gelin buraya. Arkadasinda gelsin. Her seyi konusuruz ve hallederiz' der.
Cocuk bu sefer 'Ama anne o arkadasim savasta iki kolunu ve iki bacagini kaybet. Ben arkadasima soz verdim. Bundan sonra hep bizde kalacak ve omur boyu O'na bize bakacagiz' deyince annesi, 'Olmaz oglum! Sen hic iki kolu ve iki bacagi olmayan bir insana omur boyu bakmanin ne demek oldugunu dusundun mu?' diye sorar ve devam eder.
'Dusunsene oglum! iki kolu ve iki bacagi olmayan birine bakmak zorunda kaldigimiz zaman tum hayatimiz mahvolacak. Hicbir yere ve hic kimseye gidemeyecegiz. Arkadasina yemeklerini bile biz yedirmek zorunda kalacagiz. Altina pisleyecek biz temizlemek zorunda kalacagiz. Hastalik masraflarini da biz karsilamak zorunda kaliriz. Boyle bir yukun altina ne ben girebilirim ne de baban bunu kabul eder. Arkadasina cok deger vermeni anliyorum. Ancak iki kolu ve iki bacagi olmayan bir insanin bakimini ustlenmemizi bekleme bizden.'
Annesinin verdigi cevabi sessizce dinleyen genc asker 'Ama anne! O'nun sizden baska hic kimsesi yoktu!' diyerek telefonu kapatir.
Oglunun nicin bu kadar israr ettigini ve telefonu neden kapattigini anlamayan anne evladinin eve gelmesini bekler.
iki gun sonra bolge hastanesinden eve telefon gelir. 'Basiniz sagolsun! Oglunuz intihar etmis. Hastaneye gelip cenazenizi alin' denir aileye. Anne buyuk bir uzuntuyle hastaneye gider. Oglunu son kez gormek istedigini soyler. Hastanedeki askeri yetkili kadini morga goturur. Anne tabutta yatan ogluna bakinca gozlerine inanamaz. Oglunun sadece bedeni vardir. iki kolu ve iki bacagini savasta kaybettigini orada bulunan komutan soyleyince, annenin kulaklarinda oglundan duydugu son sozler cinlamaya baslar;
'Ama anne! O'nun sizden baska hic kimsesi yoktu!'
Anne oglunun tabutunun ustune bayilir....
Özlü söz :
Lokman Hekim'e hastasini tedavi ettiren kisi, 'Daha cabuk iyilesmesi icin hastamiza ne yedirelim ne yedirmeyelim?' diye sorunca, Lokman Hekim su cevabi verir;
'Aci soz yedirmeyin de, ne yedirirseniz yedirin!'
|
|
|
|
|
5
|
Kültür - Sanat - Edebiyat / Beyin Fırtınası / BAŞARININ SIRRI
|
: 22 Ağustos 2008, 10:31:46
|
|
BAŞARININ SIRRI
İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı. Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, 'Sana yardım edebilirim' dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: 'Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al' dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu. İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller' e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. 'Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim' diye düşündü. John Rockefeller' e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti. Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire 'Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir' dedi. 'Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor' diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı. İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı. Birden, hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti. Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı. başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.
|
|
|
|
|
7
|
Kültür - Sanat - Edebiyat / Beyin Fırtınası / BİR KOMANDO SUBAYININ KALEMİNDEN
|
: 06 Haziran 2008, 16:26:41
|
|
LÜTFEN ARKANIZA YASLANIN VE SONUNA KADAR OKUYUN COK ETKILEYICI...
Bir askerin ömür boyu yasadigi duygular icin lütfen 5 dakika.... BİR KOMANDO SUBAYI' NIN KALEMİNDEN;
.....ili kırsalında teröristlerin dur ihtarına ateşle karşılık vermesi sonucu çıkan çatışmada
güvenli görevlisi şehit oldu.
Ya da
......ilinde devriye görevini yerine getiren ..aracına açılan ateş sonucu..
güvenlik görevlisi şehit oldu.
Ya da
......ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu.asker yaralandı..
Bu nasıl başlar biliyor musunuz?
Hava o kadar sıcaktır ki beyninizdeki sıvının buharlaşıp uçtuğunu düşünürsünüz.
Oluştuğu anda kuruyup giden ter damlacıklarından
geriye kalan tuzlar yüzünüzün
ve hatta elbisenizin her yanını kaplamıştır.
Avucunuzun içindeki ter, yüzünüzdeki gibi kolay kurumadığı için elinizdeki tüfeğinizin metal kısmı avucunuzun içinde vıcık, vıcık oynar. Ter ile ıslanan çeliğin kokusu avucunuzun içine ve elinizi sürdüğünüz her yere siner.
Önünüzde yürüyen adamın, ayağının kuru toprakla her temas edişinde çıkan toz,
ağzınızın kupkuru olmasına ve zor nefes almanıza sebep olur.
Sırt çantanızın askı kayışları yüzünden omuzlarınızı hissetmezsiniz. Kült ağrıları ancak çantayı sırtınızdan çıkardığınızda fark edersiniz.
Bastığınız her taş parçası, her çalı ve bir ayağınızın kaplayabildiği her yeryüzü parçasından çıkan sesi duyarsınız.
Yürüdüğünüz yerdeki her Ağustos böceğinin sesini, dallardaki kuşları, yüzünüzün etrafında ürkütücü devriye uçuşları yapan arıların kanat seslerini, ağzınıza ve yüzünüze ya da herhangi bir yerinizdeki küçük yaraların üzerine konmaya çalışan sineklerin vızıltılarını, ayağınızı bastığınız yerden havalanan yeşil çekirgenin küçücük cüssesine rağmen çıkardığı tok kanat sesini en ince ayrıntısına kadar duyarsınız.
Sonra, kendi teçhizatınızın ve önünüzdeki arkadaşınızın ve arkanızdaki arkadaşınızın teçhizatlarının çıkardığı düzensiz seslerin her birini ayrı ayrı duyarsınız.
Ve aynı anda önünüzdeki arkadaşınızın nefes alışlarını duyarsınız, öksürmesini ve hapşırmasını da duyarsınız.
Telsizinizden çıkan seslerin ve cızırtıların her biri ayrı ayrı katılır bu senfoniye.
Ter ve tozun birleşmesinden oluşan kaygan çamur, postalın içindeki tüm ayağınızı kaplamıştır, çoraplar önce su toplayıp sonra patlayan yerlere adeta bir deri gibi yapışmıştır.
En çok yapmak istediğiniz şey ayaklarınızı yıkayıp, çoraplarınızı değiştirmektir.
Ama bu çok büyük bir lükstür o anda.
Çünkü...
Çünkü hangi çalının dibinde, hangi kayanın arkasında sizi beklediğini bilmediğiniz ihaneti arayıp bulmanız ve yok etmeniz gerekmektedir.
Bütün masumların hayatı ve huzuru size emanet diye, öğretmenler bayrak direğine asılmasın diye,
kundaktaki bebekler kurşunlanmasın diye, binlerce yıllık emanete halel gelmesin diye kahpeliği ve ihaneti yok etmeniz gerekmektedir.
Çünkü bunun için bayrağın, silahın, namusun ve şerefin üzerine yemin etmişsinizdir.
Çünkü önemli olan ayağınız değil, ülkeniz, bayrağınız ve onurunuzdur.
İşte bu yüzden lükstür ay ak yıkamak, çorap değiştirmek. İşte bu yüzden senfoniye dönüşmüştür
bütün o düzensiz sesler güruhu.
Sonra!..
Sonra birden tüm sesler kesilir, bıçağın dalı kestiği gibi, makasın kâğıdı, pensenin bir hoparlör kablosunu kestiği gibi... Bir anda... Kuşların sesleri, arıların ve sineklerin vızıltıları,
çekirgenin kanat sesleri hepsi bir anda biter.
Gözlerinizi açtığınızda önünüzdeki arkadaşınızı değil, gökyüzünü görürsünüz, yere düşmüş olduğunuzu anlamanız birkaç saniye sürer.
Tek hissettiğiniz kesif bir barut ve yanık et kokusudur, yüzünüzün toprak parçalarıyla kaplandığını fark edersiniz, temizlemek için çalışmazsınız.
Arkadaşlarınızın bağırarak koşuşturduğunu görür ama kulağınızdaki çınlama ve uğultudan
seslerini duyamazsınız.
Sesleri yavaş yavaş duymaya başladığınızda
ayağa kalkmaya çalışırsınız ama başaramazsınız.
Yine birkaç saniye sonra ar kadaşlarınızın sesleri arasında 'mayın' kelimesini ayırt eder ve kalkmaya çalıştığınızda ayağınızdaki yoğun ağrıyı fark edersiniz.
Ayağınız yoktur ama yine de ağrıdığını hissedersiniz.
Ne olduğunu anlamak için baktığınızda ise parçalanmış pantolonunuzun ve kopmuş ayağınızın farkına varırsınız.
İşte her şey o anda başlar.
Avazınız çıktığı kadar bağırırsınız. Sonra, nefesiniz biter. Sonra, yeniden nefes alırsınız ve yeniden bağırmaya başlarsınız. Sonra yine nefesiniz biter ve yeniden, yeniden ve yine...
Yanınıza ilk gelen arkadaşınız size, 'fazla bir şey yok, sadece küçük bir yara' gibi telkinlerde bulunur. Ama siz arkadaşınız konuşurken de, helikopterle hastaneye götürülürken de artık bir ayağınızın olmadığını biliyorsunuzdur.
Hep bir soru çınlar kafanızın içinde 'neden ben, neden ben, neden ben ?'
Hastanede geçen aylar, tedavi v e terapilerde geçen yıllar sonunda, dizkapağınızın on iki santim altından takılı olan ve her akşam yatarken veya banyoya girerken çıkarıp kenara koyduğunuz takma bacak artık bir uzvunuz olmuştur.
Ama bunun önemi yoktur çünkü bu fedakârlığınız sayesinde vatan var olacaktır.
Sizin bir bacağınızın ne önemi vardır ki!
Artık koşamayacak olmanızın, yazın herkes gibi havuza, denize giremeyecek olmanızın da hiç önemi yoktur.
Vatan sağ olsun yeter.
Sonra birilerinin, sizin ödediğiniz vergilerle Fransız televizyonları nda, uğruna yarım kaldığınız vatan hudutlarını hiçe sayan programlara finans sağladığını okursunuz.
Aynı dillerin bundan pişmanlık duymadıklarını söylediklerini de okursunuz.
Pamuk'ları, Dink'leri, okursunuz, Bizans çocuğuyum diyenleri duyar, Ali Kemallere tanık olursunuz, 'koçlar gibi satanları'görürsü nüz. .
Türk Bayrakların ın yakıldığını, görürsünüz. Başlarına çuvallar geçirilip aşağılanarak elleri arkalarından bağlanan Türk askerlerini görürsünüz.
Bu aşağılanmaya cevap verecek tankların motor seslerini, helikopterlerin kanat seslerini, piyadelerin intikam yeminlerini duymayı beklersiniz ama duyamazsınız.
Onun yerine hainlerin cesetlerinin üstüne örtülen çaputlara 'bayrak' diyenleri görürsünüz, 'uçaklarını çek',
'valiyi çek' diyen başkanları ve karşılarında kekeleyen riyaseti görürsünüz.
Yok, yok bu da yetmez. Askere, polise, öğretmene ateş eden, yol kesip soygun yapan,
köy yakan, okul yıkan, mayın döşeyen teröristlerin
sadece 'ben bir şey yapmadım' demelerinin
esas kabul edilip, 'suçsuz' sıfatıyla serbest bırakıldığını görürsünüz.
Susanları, konuşması gerektiği halde susanları görürsünüz,konuşanlar her konuştuğunda, kekeleyenler her kekelediğinde ve susanlar her s ustuğunda siz yeniden vurulursunuz,
yeniden ölürsünüz her defasında.
Gövdenizden o toprağa akan kan, bu defa içinize akar, inandıklarınıza, uğrunda savaşarak kendi kanınızı akıtmak pahasına tertemiz tuttuğunuz değerlerinize akar.
Sizin kaya arkalarında, çalı diplerinde aradığınız ihanet gelir aklınıza, o mayınları yerleştiren eller gelir. Sorgulamaya başlarsınız: 'Biz bu ihaneti doğru yerde mi aradık, kuyruğunda dolaştığımız yılanın başı, hep gözümüzün önünde miydi yoksa?'
diye sorarsınız kendinize.
Onlara verilen maaş'ın sizin vergilerinizden ödendiğini, içinize sindiremezsiniz, uykularınız kaçar,
neden bu vatanı sizin kadar sevmediklerini düşünürsünüz.
Bu vatan onların da vatanı değil mi?
Onlar da, tıpkı benim gibi namusun ve şerefin üstüne yemin etmedi mi? diye sorarsınız kendi kendinize.
Sinirlenirsiniz, üzülürsünüz, on beş yaşında bir askeri okul öğrencisi iken her adımda söylediğiniz, beyninize ve yüreğinize nakşettiğiniz sözler gelir aklınıza':
VATAN,SANA CANIM FEDA'
Geri kalan tüm hayatınızın ilk beş dakikası, böyle başlayacak işte ve hayatınız böyle devam edecektir. ´
Son nefesinize kadar savaşacaksınız ihanetle,
her şeye ve herkese rağmen, bu yolda ölene ya da bu ihaneti bitirene kadar.
Siz diyorum, çünkü bu vatan için bedel ödeyen insanların neler yaşadığını, neler hissettiğini,
size rağmen ve sizin için neler yaptıklarını,
neler yapabileceklerini bilin istiyorum.
Okuduğunuz yada televizyonda duyduğunuzdan
daha fazladır yaşananlar.
Yani aslında gazetelerin iç sayfalarındaki, minicik karelerde okuduğunuz; '...ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu, bir güvenlik görevlisi yaralandı!'
haberi aslında o k adar da kısa değildir.
Sizin, daha okuduğunuz gazetenin arka sayfasına geçerken unuttuğunuz, falanca mankenin otel odası maceralarına, ya da uyuşturucu komasından ölen oğluna
'şehit' deyip Türk bayrağı örten kadının haberine ayırdığınızdan daha uzun zaman
ayırmadığınız bu küçük haber, birileri için bir ömür boyu sürecek ve asla unutulmayacaktı r.
Ve siz unuttuktan sonra da başka birileri, 'ne için?' dendiğinde 'vatan için' diyecekleri
fedakârlıklarını size rağmen yapmaya devam edeceklerdir.
Sizin uyuşmuşluğunuza, duyarsızlığınıza rağmen, sizin rahatlığınıza, sizin vicdanlarınıza rağmen bu kahramanca fedakârlıklar ve bu ilk beş dakikalar
yaşanmaya devam edecektir.
Asla unutmayınız başınızın üstündeki egemenlik örtüsünün payandası kopan bacaklar,
bedeli ise size rağmen bu vatan için akan kanlar, feda edilen canlar, sıcak yuvalarını,
babalarının yüzlerini unutan küçücük çocuklarını düşünmeden vakfedilen hayatlardır.
Ne kadarını anlayabilirsiniz veya anlamak sizin umurunuzda mı bilmiyorum, ama birileri bunları yaşadı, birileri hala yaşıyor ve emin olun yaşlı dünya döndükçe,
Türk vatanı ve Türk Bayrağı için birileri daha tüm bunları yaşayacak.
Gördüğünüz gibi size bir hayli uzak
bir yaşam biçimi bu. Masalarda oturup 'aydınca' sohbetler etmeye
hiç benzemiyor değil mi?
Bir an için bile olsa kendinizi onların yerine koyasınız diye 'siz' diyerek yazdım, sizin onlardan biri olamayacağınızı biliyorum.
'Siz' kim misiniz? Siz kendinizi çok iyi biliyorsunuz! Biz de, biz de sizi çok iyi biliyoruz. 'Siz' de bilin ki biz asla unutmayacağız.
'VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN'
VATAN SİZE MİNETTARDIR.. .
|
|
|
|
|
8
|
Ödev Arşivi & Bilgi Bankası / Üniversite Bilgi İstekleri / TEZ NEDİR
|
: 30 Mayıs 2008, 00:23:24
|
|
Tez,Hipotez,Teori,Yasa,Bilimsel Yöntem,Bilimsel Düşünce,Bilimsellik Nedir?
Tez (İddia) Nedir?
Tartışmaya,iddiaya dayanarak bir öneri,fikir ileri sürmek.
Hipotez (Varsayım) Nedir?
Bir gözlemin,bir olayın,bir olgunun veya bilimsel bir problemin,üzerinde daha fazla inceleme yapılarak test edilmesine olanak veren,öneri niteliğinde açıklama (önerme).
Teori (Kuram) Nedir?
Tekrarlanan gözlem ve deneylerle,mevcut bilgi birikimi düzeyinde doğruluğu büyük ölçüde kabul edilmiş,ancak yine gözlem ve deneyler yoluyla yanlışlanabilme olasılığı bulunan,öngörülerinde doğru çıkmış hipoteze,teori (kuram) denir.Teoriler,gözlem,deney,akıl ve mantık yollarlıyla her defasında doğrulanabilmelidir.
Yasa (Kanun) Nedir?
Tekrarlanan gözlem ve deneylerle,aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen,akıla ve mantığa uygun,genel kanıya göre kabul görmüş,değişmez nitelik kazanmış,yanlışlanma olasılığı olmayan gerçek bilgiye,yasa (kanun) denir.Yasalar değişmezlik ilkesine sahiptir.Yasaları yanlışlamaya çalıştığınızda yasayı çökertmeniz mümkün olmaz.En gerçek değişmezlerdir.Bu mevcut değişmezleri kullanarak yeni değişmezler ortaya çıkarmaya çalışırız.
Bilimsel Yöntem:
Olayları,olguları açıklamaya veya bilimsel bir problemi çözmeyi çalışırken kullandığımız yöntemdir.Bu yöntemi kullanırken,gözlem ve deneylerden faydalanırız.Ortaya attığımız iddianın başkaları tarafından test edilebilme imkanı olmalıdır.Yoksa ortaya attığınız iddia boş,anlamsız ve değersiz iddia olacaktır.Sistemli bir şekilde yapılan gözlem,deney,test,ölçme,araştırma,inceleme birer bilimsel yöntemdir.
Bilimsel Düşünce:
Akıla ve mantığa uygun olarak,mevcut değişmez bilgileri kullanarak yeni değişmez bilgiler ortaya çıkarma çabasıdır.Bilimsel bir çalışma yaparken yada çözmeye çalıştığınız problem üzerinde düşünürken sadece algısal gözlemlerden ve mevcut bilgi birikiminden faydalanmayız.Bilimsel düşünceye katkısı olan başka unsurlarda vardır.Bunlar,hayal gücü,yaratıcılık,görebilirlik’ tir.
Hayal gücü,fiziksel olarak mevcut olmadığınız veya olamayacağınız ortamlarda gelişen olayları beynimizde sanal olarak görüntüleyebilme yeteneğidir.Bu yeteneğe sahip olan insanlar,başkalarının hiçbir zaman ortaya çıkaramayacağı veya çok sonraları bulunacak şeyleri ortaya çıkarabilirler.
Yaratıcılık,mevcut madde,bilgi birikimi,akıl,mantık ve düşünce gücünü kullanarak tesadüfen veya sistematik olarak,daha önce benzeri olmayan,yeni bir bilgi,buluş,yapı ortaya çıkarmaktır.
Görebilirlik,mevcut sistemde,aslında göz önünde olup da daha önce kimsenin farkına varmadığı,bir bilgiyi,bir olguyu,bir olayı veya neden-sonuç ilişkisini ortaya çıkarabilmektir.
Bilimsellik:
Bilimselliğin en önemli kriteri yapılan çalışmanın sistemli bir şekilde yapılmasıdır.Amaç,mevcut değişmez bilgileri belli bir yöntemle kullanarak başka değişmez bilgiler ortaya çıkartmaktır.Bu sayede genellenebilecek,problem çözümlerinde kullanılabilecek gerçek veya gerçeğe yakın bilgi potansiyeli oluşturulur.Elde edilen bu değişmez bilgiler tekrar başka problemlerin çözümünde kullanılır.
Değişmez bilgiye ulaşmak için kullanılan her yöntem,her düşünce bilimseldir diyebiliriz.Bir olayın,bir olgunun,bir düşüncenin bilimselliğinden bahsedebilmemiz içinde onun,yasa olabilmesi için gerekli değişmezlik kriterine ne kadar uyup uymadığına bakarız.Yasalaşmış bilgiler zaten doğan olarak bilimseldir.Teorilerin bilimsel olabilmesi için,mevcut bilgi birikimi düzeyinde doğrulanabilmesi,kısmen de olsa içerisinde mevcut değişmezler barındırması gerekir.Teoriler kesin olarak kabul edilmiş gerçekler olmadığı için,her zaman tartışmaya açıktır ve zaman içerisinde tekrar,tekrar doğrulanmaya ihtiyaç duyarlar.
Günümüzde bilimde daha hızlı yol alabilmemiz için parça teorisi sistemini ortaya koymalıyız.Nedir bu parça teorisi?Teoriyi destekleyecek doğrulamalar,kesinlik kazanmamış ve genel olarak kabul göremiyorsa,teori içerisindeki kesin değişmezleri yasalaştırabilmeliyiz.Bu aşamada,
1-mevcut teori kısmi olarak yasa olacak veya
2-yeni bir yasa ortaya çıkartılacak veya
3-mevcut teori terk edilecek veya
4-yeni bir teori ortaya çıkartılacak.
Bilimde son nokta teori değil,yasadır.Çünkü teoriler,mevcut bilgi birikimi düzeyinde doğrulanmış,kısmen kabul görmüş varsayımlardır.Ve gerçeklikleri kesinleşmedikleri sürece gelecekte bir gün “sanılıyordu” ifadesiyle anılma ihtimalleri çok yüksektir.
|
|
|
|
|
9
|
Eğitim / Yurtdışında Yaşam ve Eğitim / AVUSTURALYADA YAŞAM
|
: 30 Mayıs 2008, 00:20:51
|
Nüfusu Türkiye'nin üçte birinden az Başkenti : Canberra Yüz ölçümü : 682,800 km Nüfusu : 19,200,000 Yönetim biçimi : Meşruti Monarşi Resmi dil : İngilizce Para birimi : Avustralya Doları Önemli Şehirleri : Sidney, Brisbane, Melbourne, Cairns, Canberra Önemli Endüstriler : Maden, petrol, kömür Başvuru adresileri : · Avustralya Ankara Büyükelçiliği Adres : Nenehatun Cad. No 83 Gaziosmanpaşa/ Ankara 06680 Tel : (0312) 436 12 75 - 446 11 80 / 87 Web Site : http://www.embaustralia.org.tr· İstanbul Konsolosluğu Adres : Tepecik Yolu Etiler No:58 Tel : (0212) 257 70 50 Web Site : www.immi.gov.auİş cenneti Avustralya Aborijinler'in ülkesinde 150 bin Türk yaşıyor. Bilişim, tarım, çevrecilik, balıkçılık ve biyoteknoloji konularında uzman olan kişiler Avustralya'da kolayca iş bulabiliyor Avustralya, rekabetçi ekonomisi, 19 milyonu aşan nüfusu ve yüzölçümüyle dünyanın en büyük altıncı ülkesi. Kozmopolit bir yapıya sahip olan Avustralya'da 150 bin Türk yaşıyor. Yüksek hayat standardı, çalışanların aylık 2 bin doların üzerine çıkan geliri, ucuz hayat şartları göçmenler için Avustralya'nın yıldızını parlatan unsurlar. 2001-2002 döneminde göçmen kotasını 75 binden 85 bine çıkaran Avustralya Devleti, bu dönemde alacağı kalifiye elemanların 45 bin 500'ünü enformasyon teknolojisi, mühendislik ve muhasebe alanlarında değerlendirmeyi hedefliyor. Birçok göçmen kabul eden ülkeden farklı olarak Avustralya öğrencilere okurken çalışma imkanı sunuyor. Yabancı öğrenciler Avustralya'da okurken haftada 20 saat çalışabiliyorlar. Yaz tatillerindeyse full time çalışma imkanına sahipler. Avustralya ve Yeni Zelanda'nın ortak geçmişleri Yeni Zelanda vatandaşı ile evli olan bir kişinin Avustralya'ya göçmen olarak başvurmasına olanak tanıyor.
|
|
|
|
|
10
|
Eğitim / Liseler / ANKARA LİSELERİ
|
: 30 Mayıs 2008, 00:18:23
|
|
Ankara Liseleri Abidinpaşa And. Tek. Ends. Mes. Lisesi Akyurt Çok Programlı Lise Alparslan Anadolu Lisesi Altındağ Ankara Lisesi Anıttepe Lisesi Ankara Anadolu Lisesi Ankara Fen Lisesi Ankara Liseleri Atatürk Lisesi Atatürk Anadolu Lisesi Ayrancı Lisesi Çamlıdere Çok Prog. Lisesi Çankaya Anadolu Lisesi Çankaya Milli Piyango Lisesi Dr. Binnaz Ege-Dr. Rıdvan Ege Anadolu Lisesi Elmadağ Lisesi Esenevler Anadolu Lisesi Farabi Lisesi Gaziçiftliği Lisesi Genç Osman Lisesi Hasanoğlan Fatih Lisesi M.E.B. Eğitek Açık Öğretim Lisesi Mehmet Akif Ersoy Lisesi Mehmet Emin Resulzade Anadolu Lisesi (M.E.R.A.L.) Nallihan Anadolu Öğretmen Lisesi Ortaköy End. Mes. Lisesi Sokullu Mehmet Paşa Lisesi Tuzluçayır Anadolu Lisesi Uluğbey Lisesi Ulus Teknik Lise Yeşilöz Lisesi
|
|
|
|
|
11
|
Eğitim / Öğretmenler Odası / ULUSAL TELEVİZYONLAR
|
: 30 Mayıs 2008, 00:14:27
|
|
Ulusal Televizyonlar ATV Best TV Cine 5 CNBC-e Digitürk Flash TV Ege TV CNN Türk Fox TV Haber Türk Kanal 1 Kanal 7 Kanal A Kanal D Kanal Türk Kon TV Kral TV Maxi TV Meltem TV Multicanal Number One NTV Show TV Samanyolu Star TV Süper Kanal Star Digital Televizyonlar TRT TGRT TV 5 TV 8 Ulusal Kanal
|
|
|
|
|
12
|
Eğitim / Öğretmenler Odası / YABANCI KAYNAKLAR
|
: 30 Mayıs 2008, 00:13:07
|
|
Başlıca Yabancı Kaynaklar CNN (ABD) New York Times (ABD) Usa Today (ABD) Washington Post (ABD) Der Spiegel (Almanya) Die Welt (Almanya) Zeitungen Deutschland (Alm) Gazetat (Arnavutluk) The Australian (Avustralya) Zeitungen Österreich (Avusturya) Le Soir (Belçika) Jornais (Brezilya) Ceske Noviny (Çek Cumhuriyeti) Jornais do Brasil (Brezilya) China Online (Çin) Danske Aviser (Danimarka) Ajalehed (Estonya) Suomen Sanomalehdet (Finlandiya) Journaux (Fransa) Lemonde (Frana) Liberation (Fransa) Dernieres Nouvelles d'Alsace (Fransa) Tous les journaux (Fransa) Sve Novine (Hırvatistan) Nederlandse Kranten (Holl.) Guardian (İngiltere) Newspapers in the UK (İng.) The Sun (İngiltere) Newspapers in Ireland (İrlanda) Periodicos (İspanya) Tidningar Sverige (İsveç) Zeitungen Schweiz (İsviçre) Giornale (İtalya) Corriere Della Sera (İtalya) Giornali Italia (İtalya) Japan Times (Japonya) Avizes (Letonya) Laikrasciai (Litvanya) Ujsagok (Macaristan) Ahram (Mısır) Aviser Norge (Norveç) Dawn (Pakistan) Polskie Gazety (Polonya) Jornais Portugueses (Portekiz) Ziare Romanesti (Romanya) Interfax (Rusya) Slovenske Noviny (Slovak.) Slovenski Casopisi (Slovenya) Efimerides (Yunanistan)
|
|
|
|
|
13
|
Eğitim / Öğretmenler Odası / OPEC ÜYELERİ
|
: 30 Mayıs 2008, 00:10:11
|
|
OPEC : Organization of the Petroleum Exporting Countries OPEC, petrol ihraç ülkelerin bazıları tarafından oluşturulmuş, dünya genelinde petrol fiyatları ve petrol politikaları üzerinde etkili olmayı hedefleyen uluslararası bir kuruluştur.
Üye ülkeler aşağıdaki gibidir:
Angola Birleşik Arap Emirlikleri Cezayir Ekvator Endonezya Irak İran Katar Kuveyt Libya Nijerya Suudi Arabistan Venezüella
|
|
|
|
|
14
|
Eğitim / Öğretmenler Odası / OECD ÜYESİ ÜLKELER
|
: 30 Mayıs 2008, 00:09:19
|
|
OECD OECD (Organisation for Economic Co-operation and Development), Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü, üye ülkelerin ekonomi, çevre ve sosyal konularda fikir ve tecrübe alışverişi yapmalarına olanak sağlayan uluslararası bir platformdur.
Üye ülkeler aşağıdaki gibidir:
Almanya Amerika Birleşik Devletleri Avustralya Avusturya Belçika Çek Cumhuriyeti Danimarka Finlandiya Fransa Güney Kore Hollanda İngiltere İrlanda İspanya İsveç İsviçre İtalya İzlanda Japonya Kanada Lüksemburg Macaristan Meksika Norveç Polonya Portekiz Slovakya Türkiye Yeni Zelanda Yunanistan
|
|
|
|
|
15
|
Eğitim / Öğretmenler Odası / NATO ÜYELERİ
|
: 30 Mayıs 2008, 00:08:17
|
|
NATO NATO (The North Atlantic Treaty Organization), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, üye ülkelerin savunma sistemlerini birlikte geliştirdikleri ve üye ülkelerden herhangi birine yapılacak bir saldırıya birlikte karşılık vermeyi taahhüt ettikleri askeri bir ittifaktır.
Üye ülkeler aşağıdaki gibidir:
Almanya Amerika Birleşik Devletleri Belçika Bulgaristan Çek Cumhuriyeti Danimarka Estonya Fransa Hollanda İngiltere İspanya İtalya İzlanda Kanada Letonya Litvanya Lüksemburg Macaristan Norveç Polonya Portekiz Romanya Slovakya Slovenya Türkiye Yunanistan
|
|
|
|
|